Genel

MEME KANSERİNDE ERKEN TEŞHİS ve TEDAVİ

Toplumda en çok görülen, en çok sakat bırakan, en çok ölüme neden olan hastalıklar o toplumun en önemli sağlık sorununu oluşturmaktadır. Bu bağlamda meme kanseri, sık görülmesi ve öldürücü olması nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur.Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kanser istatistiklerine göre, dünyada en sık görülen kanserler arasında, akciğer kanserinden sonra ikinci sırayı meme kanseri almaktadır. Ancak prognozu iyidir ve ölüm sayısı düşüktür.

Birçok ülkede meme kanserinin yılda % 1-2 oranında artış gösterdiği, her yıl yaklaşık bir milyon kadına yeni tanı konulduğu bildirilmektedir. Diğer taraftan yaşam boyunca her on kadından birinin meme kanseri olma, üçte birinin ise meme kanserinden ölme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu tahmin edilmektedir.

Meme kanserinin bu kadar yaygın olmasına karşın, klinik olarak meme kanserli kadınların ancak %25’inde risk faktörleri tespit edilebilmektedir. Meme kanserine neden olan tek bir faktör bulunmamakta, ileri yaş, kadın olmak, 12 yaşından önce adet görmek, 50 yaşından sonra menapoza girmek, ailede kanser hikayesinin olması, ilk canlı doğumunu 30 yaşından sonra yapmak, biyopsi sayısı gibi birtakım risk faktörlerinin meme kanserine yakalanma ve meme kanseri gelişim sürecini hızlandırdığı bilinmektedir.

Meme kanserinde erken tanı, kanserin tedavisini kolaylaştırmakta ve hastanın yaşam süresini uzatmaktadır. Meme kanserinin erken tanısı ile tedavi başarısı ve prognoz arasındaki önemli ilişkiler dikkat çekmektedir. Son yıllarda özellikle yüksek riskli gruplara yönelik olarak meme kanserinden korunma amaçlı genetik çalışmaların sürdürüldüğü bilinmektedir. Bu nedenle; henüz meme kanserinden birincil korunma önlemlerinin yaygın uygulamalar arasında yer almaması, mortalite oranlarını azaltmada temel strateji olarak erken tanı yoluyla ikincil koruma önlemlerinin önemini ortaya koymaktadır.

1.Meme Anatomisi

Meme, toraks üzerinde ikinci ile altıncı kostalar arasında, sternum ile orta aksiler hat arasında simetrik olarak yer alan bir çift bezdir. Meme dokusunun yaklaşık üçte ikisi pektoralis major kası üzerinde, üçte birlik bölümü ise serratus anterior kası üzerinde bulunmaktadır.

Erişkin sağlıklı bir kadında memeler simetriktir. Memelerin büyüklüğü ve şekli kadının yaşı, genetik yapısı, beslenme durumu, gebelik, laktasyon ve menstruasyon durumuna bağlı olarak değişiklikler gösterir. Memenin şekli ve sertliği yağ dokusunun hacmine bağlıdır.

Meme dıştan içe doğru deri, derialtı yağ dokusu ve meme dokusundan oluşur.Memenin esas glandüler dokusu parankim dokusudur. Diğer destek dokular ise stroma olarak adlandırılan yağ dokusu ve fibröz bağ dokusudur. Memenin yaklaşık %85’i yağ dokusudur. Her bir meme bezi 12-20 lobdan oluşmaktadır.Her lob sekresyon hücrelerinin oluşturduğu 20-40 lobülden, her lobül 10 ile 100 alveolden oluşmaktadır. Loblar, üzüm salkımı görünümünde yapılar olup kendilerine ait bir kanalla meme başına açılır. Çapları areola yakınında 2 mm’yi bulan toplayıcı kanallar (duktus laktiforus) subareolar bölgede 5-8 mm çapında süt sinuslarına (sinus laktiforus) dönüşürler.

Meme dokusu dış yüzeyden meme ucunu yatay ve dikey olarak kesen hayali iki çizgi ile dört kadrana ayrılır. Bunlar üst dış, üst iç, alt dış ve alt iç kadranlar olarak adlandırılırlar.Meme dokusunda bulunan herhangi bir lezyon ya da kitle bu ayrıma göre saat kadranı yönünde tanımlanır.

2.Meme Kanseri Epidemiyolojisi

Meme kanseri dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlar arasında en sık görülen kanser türüdür. Mortalite oranları yaşa bağlı olarak artmakla beraber tüm kanserlerin yaklaşık %30’unu ve kansere bağlı ölümlerin %18’ini oluşturmaktadır. Her sene dünya çapında 1.1 milyonun üzerinde kadına meme kanseri teşhisi konulmakta ve 410.000 kadın bu hastalıktan ölmektedir.

3.Dünya’da ve Türkiye’de Meme kanseri Epidemiyolojisi

Dünya’da meme kanserine bağlı mortalite oranları, görülme sıklığında olduğu gibi ülkeden ülkeye değişmekte olup, İngiltere ve Galler’de en yüksek, Japonya ve Tayland’da ise en düşük seviyededir. Avrupa’da kadınlarda meme kanseri mortalitesinin Batı ve Kuzey Avrupa’da   yüksek olduğu belirtilmektedir. Meme kanseri mortalite oranı, gelişmiş olan ülkelerde % 30 (190.000 ölüm/ 636.000 olgu), az gelişmiş ülkelerde ise %43’tür (221.000 ölüm/ 514.000 olgu). Diğer taraftan, meme kanserli hastalarda tüm evrelere göre beş yıllık sağ kalım oranları, gelişmiş ülkelerde % 73 iken, gelişmekte olan ülkelerde % 53 olarak bildirilmektedir.Ülkemizde son verilere göre (2005) meme kanseri yüz binde 16.39 insidans hızıyla tüm kanserler içinde dördüncü sırada ve yüz binde 35.47 oranıyla kadınlar arasında birinci sıradadır. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’nın 1999, 2000, 2001, 2004, 2005 ve 2006 yılları meme kanseri görülme oranları karşılaştırıldığında sırasıyla; %24.1, %24.96, %25.42, % 34.7, % 35.4, %37.6’lık oran ile kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğu bildirilmekte ve bu verilerin yıllara göre artış eğiliminde olması dikkat çekmektedir. Yıllara göre değişen veriler, kadınların meme kanseri erken tanı/tarama programlarına katılma konusunda duyarlılıklarının arttığını göstermektedir.İzmir’de 1996-2000 yılları arasında yüz binde 31.1 insidans hızıyla meme kanseri ilk sırada yer almaktadır. İzmir KETEM 2005 verilerine göre meme kanseri yüz binde 26.50 insidans hızı ile tüm kanserler içinde dördüncü sırada ve yüz binde 50.07 insidans hızı ile kadınlarda birinci sıradadır.

KETEM 2014 verilerine göre; meme kanseri taramasında 2014 yılı içinde hedef grupta olan toplam 5 600 000 kadının %33,5’ine ulaşılmıştır. Birinci basamakta yapılan meme kanseri taraması 2013 yılına göre 2014 yılında %40 artmıştır. 231 kadınımıza birinci basamak tarama hizmetleri ile büyük çoğunluğu erken evrede meme kanseri teşhisi konulmuştur.

4.Meme Kanseri ve Risk Faktörleri

4.1.Meme kanseri nedir?

Meme kanseri, meme bezlerinin boşaltım kanallarını döşeyen endotel hücrelerinden (duktal karsinom) veya glandüler dokudan (lobüler karsinom) köken almaktadır.

Lobülleri ya da süt kanallarını olusturan hücrelerin kontrolsüz çoğalmalarına “duktal hiperplazi” denir. Daha sonra hücrelerde, hücre çekirdeklerinde değişiklikler başlar. Bu aşama “atipik duktal hiperplazi” olarak bilinir. Zamanla bu hücreler kanser hücrelerine değişim gösterir, ancak bu yalnızca kanalla sınırlı kalır. Bu duruma “in stu karsinom” denir. Daha sonraki aşamada hücreler, o kanalı döşeyen bazal membran denilen tabakanın da dışına çıkarak, “invaziv kanser” özelliğini kazanırlar.Meme kanseri terimini kullanırken kastedilen durum, invaziv kanserdir.İnvaziv meme kanserlerinin yaklaşık %80’i duktal ve %5-10’u lobüler karsinomlardır.

 

4.2.Meme Kanserinde Risk Faktörleri

Bilimsel araştırmalar, “risk faktörü” adı verilen çeşitli etkenlerin, kadınların meme kanseri olma olasılığını arttırdığını göstermektedir.Meme kanseri riskinin olması, kanserin kaçınılmaz olduğu anlamına gelmemektedir. Risk faktörlerinin bilinip tanımlanabilmesi erken tanıyı kolaylaştırmaktadır. Kadınlarda meme kanseri görülme riskini arttıran faktörler şu şekilde sıralanmaktadır:

4.2.1.Cinsiyet: Kadın olmak meme kanseri riski için majör bir faktördür. Meme kanserinin kadınlarda görülen kanser türleri içinde ilk sıralarda yer aldığı çeşitli çalışmalarda belirtilmektedir. Meme kanseri, erkeklerde saptanan tüm organ kanserlerinin %1’inden azını oluşturur.

4.2.2.Yaş: Meme kanserine yakalanma açısından ileri yaşın önemli bir risk faktörü olduğu belirtilmektedir. 2005 yılında ülkemizde yapılan bir çalışmaya göre meme kanserinin ortalama görülme yaşının erkeklerde 61.9, kadınlarda ise 56.1 olduğu tespit edilmiştir.

4.2.3.Irk: Beyaz kadınların Amerikalı Afrikalı kadınlara göre 40 yasından sonra meme kanseri insidansı daha yüksektir. Tam tersine Afrikalı Amerikalı kadınların 40 yaşından önce meme kanseri insidansı daha yüksektir. Diğer ırk/etnik kökenli kadınların meme kanseri insidansı ve ölüm oranı Beyaz veya Amerikalı-Afrikalı kadınlardan daha düşüktür.

4.2.4.Kişisel Meme Kanseri Hikayesi: Daha önceden meme kanseri geçiren ve tedavi olan kadınların diğer memelerinde kanser gelişme olasılığının meme kanseri teşhisi konulmamış kadınlara göre 3-4 kat daha fazla olduğu belirtilmektedir. Bu konuda yapılan bir çalışmada, bir memesinde kanser olan kişilerin diğer memesinde de kanser gelişme oranı erkeklerde %5.5, kadınlarda %4.2 olarak bulunmuştur.

4.2.5.Fertil Çağ Süresi: Erken menarş ve geç menapoz ovülatuar siklus sayısını arttırarak kadınların daha çok östrojene maruz kalmasına neden olmaktadır. Bunun ise, meme kanseri riskini arttırdığı bildirilmektedir. Erken menarş (12 yaşından önce) gören kadınların geç menarş (13 yaşından sonra) gören kadınlara oranla 4 kat daha fazla meme kanseri riski vardır. Menapozun her bir yıl gecikmesi meme kanseri riskini %3 oranında arttırır.

4.2.6.Ailede Meme Kanseri Hikayesi: Meme kanserlerinin yaklaşık %5-10’u kansere kalıtsal yatkınlığı olan kadınlarda oluşmaktadır. Bundan BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyon sorumlu tutulmaktadır. Meme kanserlerinin diğer bir %15-20’sinin, ailesel hastalık öyküsü olmasına rağmen kolayca tanımlanabilen bir kalıtım kalıbı olmayan kadınlarda da oluşmaktadır. Bu kanserlerin genetik ve çevresel etmenlerin bir birleşimi veya henüz tanımlanmamış genlere bağlı olması ihtimal dahilindedir. Genetik faktörler meme kanserlerinin yaklaşık %5’inden, 30 yasından önce tanılanan kadınların %25’inden sorumludur.

4.2.7.Daha Önce Meme Biyopsisi Yapılmış Olması: Hartmann ve ark.’larının Mayo Kliniklerinde 1967-1991 yılları arasında meme kanseri tanısı almış 9087 kadın üzerinde yaptıkları çalışmada atipik hiperplazili kadınlarda ilk biyopsiden 10 yıl sonra aynı memede kanser gelişmiştir. Genç yaşta meme biyopsisi yapılan kadınların ileri yaşta meme biyopsisi yapılan kadınlara göre meme kanseri riski daha fazladır

4.2.8.Bening Meme Hastalığına Sahip Olmak: Bening meme hastalığı meme kanseri için major risk faktörüdür.

4.2.9.Doğurganlık Hikayesi: Doğurganlık arttıkça meme kanseri riski azalmaktadır. Çünkü, hamilelik boyunca yüksek östrojen ve progesteron hormonu seviyeleri meme epitelyumunun gelişmesini sitimüle eder, epitelyel dokunun farklılaşmasını sağlar ve malignant dönüşüme yatkın epitelyel yapıları azaltır.İlk doğum yaşı da meme kanseri riskini etkilemektedir.İlk doğumu erken yaşta yapmak (20 yaşından önce) nullipar kadınlara göre meme kanseri riskini yaklaşık %50 oranında azaltmaktadır.İlk doğumu 30 yaşından sonra olan kadınların meme kanseri riski nullipar kadınlara göre daha fazladır.

4.2.10.Emzirme Hikayesi: Emzirmenin meme kanserinden koruyucu etkisi bilinmektedir. Emzirmenin meme kanserinden koruyucu etkisinde rol alan mekanizmalar, hormonal değişiklikler, östrojen seviyesinin azalması, östrojenin meme salgısıyla memeden uzaklaştırılması, bazı karsinojenlerin (Kolesterol-b-epoksit) süt salgısıyla uzaklaştırılması, meme dokusundaki fiziksel değişiklikler, ovülasyonun gecikmesi olarak sıralanabilir.

4.2.11.Hormon Replasman Tedavisi (HRT) Almak: HRT osteoporozu, kalp krizini ve postmenapozal sikayetleri engellemesi yanında, meme kanseri riskinin artmasına neden olmaktadır

4.2.12.Doğum Kontrol Hapı Kullanılması: Doğum kontrol hapı kullanımı ile meme kanseri arasındaki ilişkinin varlığı uzun süreli tartışmalara neden olmuştur. Her ne kadar bu hapları kullanan kadınlarda meme kanserine yakalanma açısından bir risk artışı olduğu ileri sürülse de, 10 yıl önce doğum kontrol hapı kullanmayı bırakmış olan kadınlarda bu riskin tamamen ortadan kalktığına da işaret edilmektedir.

4.2.13.Alkol Kullanılması: Ulusal Kanser Enstitüsü çalışması alkolün toplam östrojen seviyesini ve memeye bağlanan serbest östradiol miktarını arttırdığını göstermiştir.

4.2.14.Sigara kullanılması: Sigara kullanımı ile meme kanseri arasında ilişki konusu 1960’lı yıllardan beri incelenmektedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda çelişkili sonuçlar elde edilmekle birlikte, uzun süreli sigara kullanan, ilk miadında gebelikten önce sigara kullanan ve pasif sigara içicisi olan kadınlarda meme kanseri riskini arttırabileceğine dair çalışmalar mevcuttur.

Yukarıdaki maddelere ilave olarak bazı kaynaklarda kişilerin, meme dansitesinin artmasının, postmenapozal kilo alımının , göğüs bölgesine yoğun radyasyon maruziyetinin  meme kanserine yakalanma açısından risk faktörleri olacağına değinilmektedir. Bu açıklamalarda da görüldüğü gibi, meme kanserine neden olan tek bir faktör bulunmamakta, birtakım risk faktörlerinin meme kanserine yakalanma ve meme kanseri gelişim sürecini hızlandırdığı bilinmektedir.

5.Meme Kanseri Belirtileri

Meme kanseri teşhisi konulan hastalar genelde hastalıklarını kendileri bulurlar . Ancak; son zamanlarda rutin olarak kontrole gelen veya başka bir hastalık nedeniyle müracaat eden hastalarda dikkatli yapılan fizik muayene sonucunda, hekimler gittikçe artan bir sıklıkta meme kanseri tespit etmektedir. Meme kanserli hastalarda memede saptanabilen semptom ve bulgular şöyledir:

5.1.Kitle: Kitleler şekil, sınır ve yoğunlukl rına göre değerlendirilmektedir. Oval ve yuvarlak şekilli kitleler genellikle beningdir.İrregüler şekil ise genelde maligniteyi destekleyebilir. Meme kanserli hastaların % 70’ e yakınında ilk bulgu memede çoğu kez ağrısız ve kadın tarafından rastlantı sonucu bulunan bir kitlenin varlığıdır.

5.2.Ağrı: Başlangıçta % 90 ağrısızdır.

5.3.Meme Başı Akıntısı: Meme kanseri görülen kadınların % 10’unda ilk belirti meme başı akıntısıdır. Akıntı tek taraflı ve seröz, kanlı-seröz, kanlı niteliktedir.

5.4.Forgue Belirtisi: Tümör taşıyan göğsün yukarıda dik ve dolgun olmasıdır. Memenin

üst kadranlarındaki kanserlerinde, meme başının kitleye doğru çekilmesiyle olur.

5.5. Meme Üzerindeki Deride Ödem: Tümör hücreleri, Cooper ligamentlerindeki lenf damarlarında ilerleyerek derinin yüzeysel lenf damarlarına ulaşır. Lenfler tıkanır, lenf dolaşımı bozulur ve deride sınırlı ödem oluşur.

5.6.Meme Başında Retraksiyon ve Çökme: Tümörün büyüyüp meme başının tutulması

sonucu oluşur.

5.7.Deride Ülseresyon ve Eritem: Kanserin ileri dönemlerinde tümör hücrelerinin önce

derin fasyaya sonrada M. Pektoralis Majör ve göğüs duvarına ilerlemeleri sonucunda oluşur.

5.8.Lenf Nodüllerinde Büyüme: Tümörün lenf nodüllerine metastazı sonucunda oluşur.

5.9.Kolda Anormal Şişlik: Lenflerin tıkanması sonucunda lenf dolaşımı bozulur ve kolda lenf-ödem oluşur.

6.Meme Kanserinin Erken Tanısı ve Önemi

Sık görülmesi, sıklığının giderek artması, erken evrelerde tedavi edilebilir olması, erken evrelerde günümüz koşullarında tanınmasının olanaklı olması, meme kanserinin önemini artırmaktadır.Kanserin kontrolü ve önlenmesinde, kanser riski altında olanların saptanması ve

erken tanı iki önemli faktördür. Meme kanseri vakalarının birçoğunun engellenemez oluşu nedeniyle, meme kanserinden olan ölümlerin önlenmesi ve memenin alınması ile sonuçlanan ameliyatların azaltılması için meme kanserinin erken dönemde teşhis edilip, tedavi edilmesi en önemli strateji olarak kabul edilmektedir

Tanıda gecikme, hastalığa bağlı semptomların ortaya çıkmasından tanı konulana kadar geçen süreyi tanımlamaktadır. Tanıda gecikmeyi belirleyen etkenlere ilişkin farklılıkların değerlendirildiği bir çalışmada; hastaların cinsiyetlerinin, yaşlarının, medeni durumlarının, mesleklerinin, eşlerinin mesleklerinin, eğitim durumlarının, eşlerinin eğitim durumlarının, ikamet ettikleri yerlerin ve sağlık güvencelerinin sağlandığı kurumların bu süreyi belirleyen etkenler olmadığı saptanmıştır.

7.Meme Kanserinde Erken Tanı Yöntemleri

Meme kanserinin erken tanısında kullanılan üç temel yöntem;

1- Mamografi,

2- Kendi kendine meme muayenesi,

3- Klinik meme muayenesidir.

7.1.Mamografi

Mamografi asemptomatik kadınlarda tarama amaçlı kullanılırken, semptomatik hastalarda tanısal amaçlı kullanılmaktadır. Mamografik tarama ile sağlanan erken tanı mortaliteyi %20-70 oranında azaltmaktadır. Bu nedenle mamografi meme kanserinin tanısında “altın standart” olarak kabul edilir.

Meme dokusunun yoğun ve radyasyonun zararlı etkilerine daha duyarlı olması ve meme kanseri sıklığının düşük olması nedeniyle mamografi, 40 yaş altında tarama yöntemi olarak kullanılmamaktadır.

Mamografi çekimi sırasında kaliteli görüntü elde etmek için memenin sıkıştırılması gerekmektedir ve bu ağrılı olabilen bir işlemdir. Antalya’da yapılan bir çalışmada, kadınların % 53.5’inin mamografi işlemi sırasında ağrı hissettiği ve işlem öncesi mamografi hakkında kadınları bilgilendirmenin ağrı düzeyinde azalmaya neden olduğu belirtilmektedir.

Mamografi çekimine bağlı ağrı ve kaygı düzeylerini azaltmak için işlem öncesi hasta eğitimi önemlidir. Ağrı beklentisi veya yüksek kaygı düzeyleri, kadınların mamografi tarama programlarına katılmalarını engelleyebilmektedir. Oysa ki tarama programlarının amacına ulaşması için yüksek oranda katılım şarttır.Ülkemizde mamografi merkezlerinin sayıca yetersiz olması, mevcut olanlara kolay erişilememesi ve işlemin maliyeti göz önüne alınırsa mamografi çektiren kadınların genel kadın nüfusuna oranı çok düşük kalmaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda kadınların mamografi çektirme oranlarının düşük olduğu belirtilmektedir.

7.2.Kendi Kendine Meme Muayenesi(KKMM)

Meme kanserini tanımada KKMM’nin duyarlılığı % 26-41 arasındadır. Menstruasyondan bir hafta sonra memelerin daha yumuşak olduğu dönem KKMM için en uygun dönemdir. Menapoz ve hamilelik dönemlerinde her ayın ilk günü muayene zamanı olarak planlanabilir. Düzenli KKMM yapmanın temel amacı, kadınların zamanla meme görünümlerine, meme dokusunu ve koltuk altı lenf bezlerini hissetmeye alışmaları ve herhangi bir değişikliği kolayca tanıyabilir hale gelmeleridir.

KKMM için önce bir aynanın karşısında kollar iki yanda iken ayakta durularak her iki meme gözlemlenir. Çekilme, büzülme, çökme, çıkıntı, meme başından akıntı gibi alışılmışın dışında bir bulgu olup olmadığına bakılır. Ayrıca, öne doğru eğilerek, aynadan memelerde bir asimetri olup olmadığı kontrol edilebilir. Daha sonra, gizli kalmış bir şekil ya da kontur değişikliğini açığa çıkarmak için eller basın arkasında birleştirilip öne doğru bastırılarak aynadan meme gözlenir.

Yine aynı amaçla her iki el kuvvetle kalçaya bastırılırken dirsek ve omuzlar öne doğru getirilerek meme gözlenir. Sonra sol kol havaya kaldırılıp sağ elin 2. 3. ve 4. parmaklarıyla sol meme muayene edilir. Parmakların düz kısımları dış konturlardan başlayıp içeriye, meme başına doğru, meme başı ve arkası da dahil olmak üzere, yuvarlaklar çizerek hafifçe bastırılır ve cilt altında ele gelen bir kitle olup olmadığı araştırılır.İlaveten koltuk altıda muayene edilip ele gelen bir kabarıklık olup olmadığına bakılır. Aynı işlem diğer meme için de tekrarlanır.

 

8.Meme Kanserinden Korunma

Bazı risk faktörleri sizin kontrolünüz altındadır.Genel sağlık durumunuzu koruma amaçlı dengeli beslenme, zayıflama veya kilonuzu koruma, sigara içmeme, alkolü sınırlandırma, düzenli egzersiz gibi faaliyetlerde bulunabilirsiniz.Ancak bunlar riskinizi tamamen yok etmez.Bu nedenle meme kanserine yakalanmışsanız bu hiçbir şekilde sizin veya başkasının suçu değildir.Kendinizi suçlu hissetmek veya yanlış olduğunu düşündüğünüz şeyleri veya kişileri suçlamanızın size hiçbir faydası yoktur; tam aksine moralinizi yüksek tutmak tedavinizi de olumlu yönde etkileyecektir.

9.Meme Kanseri Tedavisi

Hastalığın evre belirleme aşamasının ardından tedavi planı yapılmaktadır. Meme kanserinde tedavi yöntemi hastalığın sürecini ve kişide ortaya çıkaracağı yan etkiler nedeniyle kişinin hastalığa uyumunu etkileyeceği için önemlidir. Meme kanserinde cerrahi, radyoterapi ve medikal tedavi (kemoterapi ve hormonoterapi) olmak üzere 3 tedavi yöntemi vardır. Çoğu zaman hastalara birkaç tedavi yöntemi birlikte uygulanabilmektedir. Hangi yöntem ya da yöntemlerin seçileceğini hastanın yaşı ve menopozda olup olmadığı, kanserin özelliği, evresi ve tümörün hormon reseptörleri içerip içermediği gibi pek çok faktör belirlemektedir.

9.1.Cerrahi Tedavi

Meme kanserinde meme koruyucu cerrahi ve mastektomi olmak üzere iki çeşit cerrahi tedavi yapılmaktadır. Birinci grup, memenin tümünün alınmadığı sadece tümörün çıkarıldığı meme koruyucu ameliyatlardır. İkinci grup ise memenin tümünün alınmasını içeren mastektomi ameliyatlarıdır.

9.2.Meme koruyucu ameliyatlar

Günümüzde meme kanseri nedeniyle yapılan ameliyatların yaklaşık 1/3’ünü meme koruyucu ameliyatlar oluşturmaktadır. Meme kanserinde, cerrahi girişim sırasında memenin bütünlüğüne dolayısıyla da, kadın ruh sağlığı ve beden imajının korunması amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Meme koruyucu cerrahide tümör, çevresindeki bir miktar normal doku ile birlikte çıkarılmaktadır.Lumpektomi ve segmentektomi meme koruyucu cerrahinin iki yöntemidir. Her iki yöntemde de koltuk altı lenf nodları alınabilmektedir.

9.3.Mastektomi

Mastektomi, memenin tümüyle çıkarılması ameliyatıdır. Eğer kanser meme dokusunun diğer bölümlerine veya koltuk altı lenf bezlerine yayılmışsa ya da meme dokusu çok küçük olup, meme koruyucu cerrahi sonrası deforme olacaksa mastektomi uygulanmaktadır. Meme kanseri tedavisinde kullanılan mastektomi çeşitleri radikal mastektomi, modifiye radikal mastektomi, simple (total) mastektomi ve parsiyel mastektomi olmak üzere sıralanabilmektedir

9.4.Radyoterapi

Radyoterapi, erken evre meme kanserinin tedavisinde meme koruyucu cerrahiyi tamamlayan bir tedavidir. Meme kanserinde yayılmış bir tümörü küçültmek için mastektomi ameliyatından önce de uygulanabilmektedir. Yakın geçmişteki teknolojik ilerlemeler ve tedaviler radyoterapinin yan etkilerinde büyük oranda azalma sağlamışlardır.

9.5.Medikal tedavi

Meme kanserinde medikal tedavi kemoterapi ve hormonal tedavi olarak iki şekilde yapılmaktadır.

9.6.Kemoterapi

Meme kanserinde tanı koyma aşamasında hastaların ortalama %50’den fazlasında bulunan mikro metastazları yok etmek amacıyla hastalara kemoterapi yapılmaktadır. Koltuk altı lenf nodülleri pozitif olan, uzak metastazı tespit edilemeyen cerrahi, radyoterapi veya her ikisiyle birlikte tedavi edilebilen, evre 2 ve 3’deki hastalarda asıl tedaviye ek olarak kullanılmaktadır.

Kemoterapi tedavisi kişilerde yorgunluk ve iştahsızlık, enerjide azalma ve cinsel ilgide azalma, ağrı, bulantı, baş ağrısı, alopesi ve ağız kuruluğunun yer aldığı fiziksel semptomlar ve kızgınlık, sinirlilik, gelecek hakkında ümitsiz olma, konsantrasyonda güçlük gibi psikolojik semptomlar yaratabilmektedir.

9.7.Hormonal tedavi

Yapılan araştırmalar sonucunda endojen ve eksojen östrojenin meme kanseri gelişiminde önemli rol oynadığı görülmüştür. Östrojen reseptörlerinin bloke edilerek seviyesinin düşürülmesi kanserin büyümesini geriletmesi amaçlanarak östrojen reseptörlerini bloke eden Tamoksifen, meme kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir ilaçtır ve ideal olarak 5 yıl süreyle günde bir kez kullanılmaktadır.

 

 

KAYNAKLAR 

  • 1.MERMER G. Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Kemalpaşa’da 50-70 yaş arası kadınlarda meme kanseri ve mamografi eğitiminin etkisinin değerlendirilmesi, doktora tezi (İzmir 2010)
  • 2.CANBULUT N. Atatürk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı,Sağlık çalışanlarının meme kanseri, kendi kendine meme muayenesi ve mamografiye ilişkin inançlarının incelenmesi,yükseklisans tezi(Erzurum 2006)
  • 3.ÜRKMEZ E. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşrelik AnaBilim Dalı Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Bilim Dalı,Eskişehir’de 40-69 yaş arası kadınlarda gail modeli ile meme kanseri risk taraması, yükseklisans tezi(Eskişehir 2009)
  • 4.IŞIK I. Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Erken evre meme kanseri hastalarında telefonla danışmanlık müdahalesinin etkinliğinin değerlendirilmesi,doktora tezi(İstanbul 2012)
  • 5.AKPINAR Y. Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Çorum il merkezinde çalışan hekim,hemşire ve ebelerin meme kanseri konusunda bilgi tutum ve davranışları, yükseklisans tezi ( Kayseri 2008)
  • 6.KETEM 2014 Meme Kanseri Tarama Programı
  • 7.KETEM Kanser Türleri

 

Bu yazı Merve Türemen tarafından kaynaklar taranarak bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

20 total views, 0 views today

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir