Genel

GEBELİKTE BESLENMENİN ÖNEMİ

Beslenme; büyüme ve gelişme, yaşamın sürdürülmesi, sağlığın korunması ve geliştirilmesi için gıdaların tüketilmesidir.

Gebelik, beslenme gereksinimin arttığı özel süreçlerden biridir. Gebelikte beslenme konusu gebelikle birlikte başlamamalıdır. Çünkü bir kadının gebe kalabilmesi, bebeğini gebelik sonuna kadar taşıyabilmesi, doğumdan sonra emzirebilmesi için gebe kalmadan önce düzenli beslenmesi ve sağlıklı olması gerekir.

Son yıllarda yapılan çalışmalar gösteriyor ki gebelik öncesinde , gebelikte ve laktasyon sürecinde beslenmenin önemli bir yeri vardır.Bu dönemde yapılan beslenme yanlışlıkları hem anne hemde bebek için olumsuzluklar yaratmaktadır.İyi bir doğum öncesi beslenme , sadece gebelik sırasında değil , kadının tüm yaşamı boyunca sağlıklı beslenmesiyle sağlanır.

Peki ya ne yapmalıyız? 

BKİ’ne göre gebelikte alınabilecek minimum ve maksimum kilogram aralığını belirlememiz gerekmektedir.

BKİ:kg/(boy)2

BKi’ye göre ağırlık kategorileri Toplam ağırlık kazanımı (kg)
Zayıf (BKİ<20.0) 12.5 – 18.0
Normal (BKİ 20.0-24.9) 11.5 – 16.0
Fazla kilolu (BKI 25.0 – 29.9) 7.0 – 11.5
Obez (BKİ 30 ve üzeri) En az 7.0

Gebelikte Besin İhtiyacı 

Gebelikte bebeğin  büyüme ve gelişmesi, annenin günlük aldığı besinlerin plasenta aracılığıyla bebeğe taşınmasıyla olanaklıdır. Bebek  her koşulda enerji ve besin öğeleri gereksinmelerini annenin depolarından karşılamaktadır.

Proteinler

Proteinler vücudun yapıtaşlarıdır ve fetusun büyüme ve gelişmesi için gereklidirler. Yeterli ve dengeli beslenme ile günlük protein gereksinmesi karşılanabilir. Tüm beslenme ilkeleri için geçerli olan ilke, gebelikte de alınan proteinin % 60’ının biyolojik değeri yüksek besinlerden karşılanmasıdır. Bebeğin büyümesi için gebelik süresince ortalama 950 gram kadar protein depo edilmesi gerekmektedir.

Gebeliğin erken dönemlerinde maruz kalınan protein enerji malnutrisyonunun fetal kayıplara ve malformasyonlara neden olduğu, gebeliğin geç dönemlerinde maruz kalınan malnutrisyonda ise düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğmasına neden olduğu belirtilmektedir .

Yağlar

Kadınların gebelikte yağ asidi ve türevlerine gereksinimleri vardır. Özellikle gebeliğin geç dönemlerinde alınan yağ asidi ve türevleri başta sinir sistemi olmak üzere kalp, damarlar ve gözlerin sağlıklı gelişimi, normal büyüme ve kognitif fonksiyonlar için gereklidir.

GEBELİKTE ARTAN VİTAMİN – MİNERAL GEREKSİNİMLERİ

Vitamin minerallerin yetersiz alımı anne ve bebek  arasında annenin ve çocuğun sağlık durumuna olumsuz etkileri olan biyolojik bir yarışa sebebiyet vermektedir. Gebelik boyunca ve sonrasında vitamin mineral alımının yetersiz olması emziklilik döneminde süt miktarının azalmasına sebep olmaktadır.Gebelikte bazı vitamin ve mineraller de önemli değişiklikler meydana gelmektedir.

Kalsiyum ve fosfor

Kalsiyum ve fosfor, fetal kemiklerin ve dişlerin mineralizasyonunda, enerji üretiminde, hücre yapımında ve asit-baz dengesinin kurulmasında gerekli olan minarellerdir.

Gebelik ve laktasyonda 1200 mg/günlük kalsiyum önerilmektedir.Süt ve süt ürünleri,pekmez,susam,fındık, fıstık vb. , kuru baklagiller ve kurutulmuş meyvelerden temin edilebilir.Kafein kalsiyumun idrarla atılımını artırır.Bu nedenle gebelikte kahve içimi azaltılmalıdır.Kalsiyumun emilmesinde B vitaminin rolü büyüktür.

Fosfor için gebelik ve laktasyonda önerilen miktar günlük 1200 mg’dır.Fosfor ve kalsiyum birbirlerine eşit miktarda alındıklarında emilmleri artar.Fosfor, kalsiyum ve protenden zengin yiyeceklerden , özellikle süt, yumurta ve etten temin edilir.

İyod

İyot eksikliği mental geriliğin önlenebilir bir nedenidir. Eksikliği düşünülen bölgelerde prekonsepsiyonel dönemden gebelik ortasına kadar destek verilmelidir.Iyot gıdalarla, oral veya enjektabl verilebilir.

Magnezyum

Hücre metabolizmasında ve yapısal büyümede temel faktördür.Magnezyum , kemik ve dişlerde kalsiyum ve fosforla birlikte bulunur.Magnezyum eksikliği nöromüsküler disfonksiyona yol açabilir.Magnezyum kaynakları badem, ceviz,fıstık gibi sert kabuklu meyveler , tahıl ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller ve çaydır.

DEMİR

Gebeliğin ilk 4 ayında demir ihtiyacı hafiftir ve ek desteğe gerek yoktur. Daha sonra artan kan hacmi, fetal ve plasental gereksinimler, doğumda ve lohusalık esnasındaki kanamalar demir gereksinimine sebep olur. Demir en çok kırmızı et, ton balığı ve karaciğerde bulunur.

FOLİK ASİT

Folik asit; ıspanak, fındık, kepekli ekmek, yer fıstığı ve karnabaharda bol miktarda bulunur. Yağda eriyen vitamin olduğu için fazla kullanımından sakınılmalıdır. Genetik faktörler ve diyetle yetersiz alım düşük folat düzeylerine sebep olabilir. Düşük folat düzeyleri artmış preterm doğum riski ve kısıtlı fetal büyüme geriliği ile ilişkilidir.

Nöral tüp defektlerinin çoğunluğu günde 400-600 mcg folik asit alımı ile önlenebilir. Folik asit kullanımına konsepsiyondan en az bir ay önce başlanmalı ve konsepsiyondan sonra en az bir ay, mümkünse 12. haftaya kadar devam edilmelidir. Perikonsepsiyonel folik asit desteği nöral tüp defektini (spina bifida, anensefali, ensefalosel) konjenital kalp hastalığını, orofasial yarık riskini azaltmaktadır.

16 total views, 0 views today

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir