Yolculuğa Başlamak İçin Hazır Mısınız?

Bu yolculukta sizi bekleyenleri merak ediyor musunuz?

Başlamak için tıklayın

Kadın Olmanın Gücünü Hissettiniz mi?

Cevabınız Evetse Hoşgeldiniz

Başlamak için tıklayın

Yenidoğan Bakımında Dikkat Edilecek Noktalar

Destek Olma Zamanı

Başlamak için tıklayın

En Güzel Savaşçılarımız;Prematüreler

Yaşamak Direnmektir Diyen Kahramanlarımız...

Başlamak için tıklayın
Merve Türemen

AŞI SONRASI İSTENMEYEN ETKİLER

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

Aşılama enfeksiyon hastalıklarından korunma yanında, enfeksiyon hastalıkları nedeniyle oluşan sakatlıkların yada ölümlerin azaltılmasında da önemli role sahiptir. Aşılar da ilaçlar gibi birer tıbbi üründür ve tüm ilaçlar gibi bazı yan etkileri olabilmektedir.

Aşı sonrası gelişen istenmeyen etkiler kısmen sık görülen hafif yan etkiler ve çok nadir görülen ciddi yan etkiler olarak sınıflandırılabilir.

Sıkça görülen hafif yan etkiler şunlardır;

  1. Enjeksiyon (iğne) yerinde ağrı, şişlik ve kızarıklık gelişmesi, tüm aşılardan sonra değişen oranlarda (%5-60) gözlenebilir. Özellikle tetanoz aşısının tekrarlayan dozlarında bu reaksiyon daha sık gözlenmektedir. Bulgular genellikle 24-48 saat içinde kendiliğinden düzelmektedir. Şikayetleri rahatlatmak için enjeksiyon yerine soğuk uygulama ve ağrı kesici olarak parasetamol alımı önerilmektedir.Diğer aşılardan farklı olarak BCG aşısı sonrası, bağışıklık sistemin yanıtı ile enjeksiyondan 2-3 hafta sonra başlayan sivilce benzeri şişlik aşı sonrası %90-95 sıklıkla beklenen bir durumdur ve 2-5 ay sonra ciltte iz bırakarak iyileşir.
  2. Ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve iştahsızlık aşılardan sonra görülebilen sistemik belirtilerdir. Farklı aşılarda değişen oranlarda gözlenmektedir. Örneğin ağızdan uygulanan çocuk felci aşısından sonra %1’den az sıklıkta görülürken, beşli karma aşı sonrası, % 20-40 arasında değişen sıklıkta görülmektedir. Bu belirtiler de 48-72 saat içinde kendiliğinden düzelmektedir.
  3. Hepatit A aşısından sonra % 5’ten az sıklıkla ishal ve kusma geliştiği bildirilmiştir. Bu şikayetler genellikle 48 saatten kısa sürede düzelmektedir.
  4. Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısından sonra % 2-5 oranında, genellikle aşıdan sonraki 7-10. günlerde başlayan ve yaklaşık 2 gün süren döküntü görülebilir. Suçiçeği aşısından sonra enjeksiyon yerinde 2 civarı ya da enjeksiyon yerinden farklı yerlerde 3-5 adet suçiçeğine benzer lezyon görülebilir.
  5. Parotit olarak adlandırılan, yanakta bulunan tükürük bezlerinin şişmesi ile seyreden durum kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısından sonra % 1’den az sıklıkta görülebilir. Lenf bezlerinin geçici olarak büyümesi de kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısından sonra çocukların yaklaşık olarak % 5’inde görülmektedir.

Çok nadir görülen ciddi yan etkiler şu şekildedir;

  1. BCG aşısı sonrası lenf bezlerinin enfeksiyonu (bir milyon aşı dozunda 100-1000 vaka), BCG aşısına bağlı kemik enfeksiyonu (bir milyon aşı dozunda 1-700 vaka) ve aşı içindeki bakterinin oluşturduğu yaygın enfeksiyon (bir milyon aşı dozunda iki vaka) bildirilmiştir.
  2. Difteri-boğmaca-tetanoz aşısı sonrası bebeklerde uzun süreli ağlama atağı (bir milyon aşı dozunda 0-4800 vaka bildirilmiştir), ateşli havale (bir milyon aşı dozunda 0-290 vaka bildirilmiştir), solukluk, çevresel uyaranlara cevap vermeme, kaslarda gevşeklik şeklinde görülen hipotonik hiporesponsif atak (bir milyon aşı dozunda 0-470 vaka bildirilmiştir) görülebilir. Ağlama atağı kendiliğinden düzelir, ateşli havale uzun dönemde epilepsi olarak adlandırılan sara hastalığına yol açmaz, iyi seyirli bir durumdur.Hipotonik hiporesponsif atak kendiliğinden geçer ve bu hastalarda uzun dönemde beyin gelişimini etkileyen bir sorun gösterilmemiştir.  
  3. Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısından sonra genellikle iyi seyirli ve kendiliğinden düzelen trombositopeni (kanamayı durduran kan hücrelerinde azalma) tablosu (bir milyon aşı dozunda 33 vaka bildirilmiştir) görülebilir.
  4. Ağızdan uygulanan çocuk felci aşısından sonra aşıda bulunan virüsle paralitik polio hastalığı 700.000 – 3.400.000 aşı dozunda bir vaka olacak şekilde görülebilir. Bu risk daha çok ilk doz çocuk felci aşılamasından sonra söz konusudur. Bu nedenle ağızdan uygulanan çocuk felci aşısı, iğne şeklinde uygulanan çocuk felci aşısı iki doz yapıldıktan sonra verilmektedir.
  5. Anafilaksi (alerjik şok tablosu), aşı içeriklerinden birine karşı ağır alerjisi olan kişilerde çok nadir (bir milyon aşı dozunda 0-1 vaka bildirilmiştir) olarak görülebilen bir durumdur.

Kaynak: https://asi.saglik.gov.tr/genel-bilgiler/26-asinin-bilinen-yan-etkileri.html

70 total views, no views today

AŞININ YARARLARI

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

Bağışıklama İle Elde Edilen Başarılar

Bağışıklama hizmetlerinde temel amaç; toplumda, özellikle bebek ve çocuklarda aşı ile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek, dolayısıyla bu hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin ve sakatlıkların önüne geçmektir. Sağlıkla ilgili kazanımlarının yanı sıra; ekonomik ve sosyal kazanımlar da aşılama programlarının başarısı olarak değerlendirilmelidir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bağışıklama hizmetleri, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve buna bağlı ölümlerin önlenmesi açısından en önemli ve en maliyet etkili toplum sağlığı müdahaleleri arasında kabul edilmektedir.

Yapılan aşılama çalışmaları sonucunda aşı ile önlenebilir hastalık hızlarında ciddi düşüşler yaşanmıştır. Özellikle 1924 -1944 yılları arasında büyük salgınlar ve ölümlere yol açmış olan çiçek hastalığı aşılama çalışmalarıyla 1977 yılından itibaren tamamen yok edilmiştir. Hastalık etkeni yok edildiğinden çiçek aşısı uygulamalarına da ihtiyaç kalmamış ve 1980 yılında ülkemizde ve tüm dünyada aşılama durdurulmuştur.

Yine çok önemli bir çocukluk çağı bulaşıcı hastalığı olan çocuk felci (poliomiyelit) hastalığına karşı dünya genelinde yaygın aşılama çalışmaları yapılmış ve hastalık yok edilme aşamasına getirilmiştir. 1988 yılında dünya genelinde 350.000 olan vaka sayısı 2017 yılında 22 vakaya kadar azaltılmıştır. Ülkemizde son çocuk felci vakası Kasım 1998 yılında görülmüş ve 19 yıldır çocuk felci vakamız bulunmamaktadır. DSÖ tarafından Avrupa Bölgesi Poliodan Arındırılmış Bölge Sertifikası ile belgelendirilmiştir.

Ülkemizde kızamık vaka sayıları 2001 yılında 30.509 iken, etkili kızamık aşılaması sonrası 2017 yılında vaka sayımız 84 ile sınırlı kalmıştır. 2010 yılından itibaren SSPE vakalarında belirgin bir azalma görülmektedir. Bu da 2005 yılından itibaren kızamık aşılama oranlarının artması ve bunun sonucunda kızamık vakalarının azalması ile uyumludur.

Türkiye’de maternal ve neonatal tetanozun elimine edildiği 24 Nisan 2009 tarihinde DSÖ tarafından duyurulmuştur.

2004 yılından bu yana sadece 2011 yılında tek difteri ve ölüm vakamız olup, bu vaka dışında vaka görülmemiştir.

2017 yılında 2’si ölümle sonuçlanan toplam 25 tetanoz vakası görülmüş olup, vakaların tamamı aşısızdır.

Etkin ve kapsayıcılığı yüksek aşılama çalışmalarımız sayesinde aşı ile önlenebilir hastalıklardan hepatit A-B, boğmaca, invaziv bakteriyel hastalıklardan pnömokok ve Hib’e bağlı gelişen menenjit, sepsis ve bakteriyemi, suçiçeği, kabakulak ve kızamıkçık vaka görülme sıklıkları oldukça azalmıştır.

1980-1984 ve 2010-2014 Hastalık Vaka Sayılarının Karşılaştırılması

 

Hastalık Aşılama Öncesi

Vaka Sayısı*

1980-1984

Vaka Sayısı*

2010-2014

Vaka Sayısı*

Azalma Yüzdesi
Difteri 1236

(1932-1936)

173 0,2 100
Boğmaca 10761

(1963-1967)

3619 49 99,5
Tetanoz Bildirimi yapılmamıştır.

(1963-1967)

110 11 90
Çocuk Felci 501

(1958-1962)

159 0 100
Kızamık 50144

(1965-1969)

21224 1689 96,6

*5 yıllık ortalama alınmıştır.

Aşağıda yer alan tabloda uygulanması önerilen aşıların koruyuculukları özetlenmiştir.

Aşıların Koruyuculukları 

Aşı adı Bireysel koruyuculuğu Toplumsal koruyuculuğu
Hepatit B Akut ve kronik hepatit, öldürücü karaciğer yetmezliği, siroz ve karaciğer kanserinden %100 koruyucudur. Toplu yaşam alanlarında (kreş, bakımevi vb) hastalık yayılmasını azaltır.
BCG Tüberküloz menenjit ve yaygın tüberkülozdan ölümü önler. Bağışıklığı güçlendirerek, <5 yaş ölümlerde azalma sağlar.
Difteri Öldürücü difteri hastalığını önler. Difterinin bulaşıcılığı yüksektir. Tek bir vaka ile salgınlara neden olan difteriden korur.
Boğmaca Bebeklerde öldürücü olan, büyük çocuklarda ve yetişkinlerde uzun süreli öksürüğe neden olan boğmaca hastalığından korur. Boğmacanın bulaşıcılığı yüksektir. Tek bir vaka ile salgınlara neden olan boğmacadan korur.
Tetanoz Öldürücü olan tetanoz hastalığından korur.

Gebelere uygulanmasıyla doğumdan sonra yenidoğan bebeğin tetanozunu önler.

Çocuk felci Sakatlık ve ölüme neden olan çocuk felci hastalığından korur. Tek bir çocuk felci vakası bile salgınlara neden olabilir. Su ve besin kaynaklı salgınları önler.
Hib Menenjit ve menenjite bağlı sakatlık ve ölümden korur. Orta kulak iltihabı sayısını azaltarak işitme kaybını önler. Hib hastalığı, kapalı toplumlarda salgına neden olarak ölümlere neden olabilir. Toplumda salgınları önler.
Pnömokok Pnömoni, sepsis, menenjitten ve bunlara bağlı sakatlık ve ölümden korur. Orta kulak iltihabı sayısını azaltarak işitme kaybını önler. Pnömokok hastalığı, kapalı toplumlarda salgına neden olarak ölümlere neden olabilir.

Toplumda salgınları önler.

Kızamık Kızamığa bağlı ishalden, zatürreden ölümleri önler. Beyin iltihabı ve SSPE’den korur. Kızamık, bulaşıcılığı çok yüksek enfeksiyonlardandır. Toplumda salgınları önler.
Kızamıkçık Anne karnındaki bebeklerde sakatlığı önler. Toplumda salgınları önler.
Kabakulak Kabakulağın neden olduğu; beyin ve beyin zarı iltihabını ve testis iltihabına bağlı kısırlığı önler. Toplumda salgınları önler.
Hepatit A Akut hepatit ve öldürücü karaciğer yetmezliğinden korur. Su ve besin kaynaklı salgınları önler.
Suçiçeği Suçiçeği hastalığını önler. Ayrıca, anne karnındaki bebeklerde sakatlığı, beyin ve beyin zarı iltihabını, ileri yaşta gelişebilecek zona hastalığını önler. Toplumda salgınları önler.

kaynak: https://asi.saglik.gov.tr/genel-bilgiler/27-a%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n-yararlar%C4%B1.html

52 total views, no views today

AŞI TÜRLERİ

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

Aşıların hazırlanmasında kullanılan antijenlerin sınıflandırılmasına dayanılarak isimlendirilen pek çok aşı tipi vardır.

Aşı Tipi Tanımlama
Canlı Aşılar • Canlı aşılar hastalığa neden olan yaban virusun ya da bakterinin laboratuar koşullarında zayıflatılmasıyla üretilir.

• Bu şekilde elde edilen aşıdaki mikroorganizma çoğalma ve bağışıklık yanıtı oluşturma yeteneğine sahiptir.

• Hastalık yapıcı özellikleri ise zayıflatılmıştır.

• Canlı aşılar, bağışıklık sistemi zayıflamış ya da baskılanmış kişilere uygulanmamalıdır.

• Ülkemizde kullanılan canlı aşılar BCG, OPA, KKK ve suçiçeği aşılarıdır.

Ölü Aşılar • Ölü aşıların farklı türleri bulunmaktadır.

• Bir mikroorganizmanın tümünü öldürülmüş halde içeren aşılara tüm hücreli aşı, mikroorganizmanın yalnızca
belli kısımlarını içeren aşılara ise fraksiyone (alt birim) aşı denir.

• Tüm hücreli ölü aşılar kültür ortamında üretilen mikroorganizmanın ısı ya da kimyasal yöntemler kullanılarak öldürülmesiyle elde edilir.
Ülkemizde kullanılan Hepatit A aşısı ve inaktive polio aşısı bunun örnekleridir.

• Alt birim aşıları mikroorganizmanın tümünü değil yalnızca belli antijenik kısımlarını içerir. Alt birim aşılarını da subunit aşı ve toksoid aşı şeklinde
iki temel gruba bölmek mümkündür. Ülkemizde kullanılan Hepatit B, pnömokok, Hib, aselüler boğmaca ve risk gruplarına önerilen
meningokok ve grip aşıları subunit aşılarıdır.

• Toksoid aşılar ise toksini olan mikroorganizmaların toksinlerinin yapısı değiştirilerek toksik özellikleri yok edilmiş,
bağışıklık yanıtı oluşturacak özellikleri korunmuş halini içerirler. Difteri ve tetanoz aşıları toksoid aşılardır

 

 

KAYNAK: https://asi.saglik.gov.tr/genel-bilgiler/41-asi-turleri.html

109 total views, 1 views today

AŞI NEDİR?

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

İnsan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri v.b.  mikropların hastalık yapma karakterlerinden arındırılarak ya da bazı mikropların salgıladığı zehirlerin (toksinler) etkilerinin ortadan kaldırılarak, geliştirilen biyolojik maddelere aşı denir.

Aşı, insanları hastalıklardan ve onun kötü sonuçlarından koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır.

Vücut bu şekli ile kendisine zarar vermeyen mikrop ya da toksinleri tanır ve onlara karşı bir savunma yöntemi geliştirir. Böylece gerçek mikropla karşılaşıldığında da bu yöntemle savaşır ve kişi hastalığa yakalanmaz. Bu kişi artık o hastalığa karşı bağışıktır. Bağışıklama, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında yer almaktadır.

Aşı Nasıl Etki Eder?

Aşılar, belirli bir hastalığa yakalanmadan önce kişilere ulaşıp onların bağışıklanmalarını sağlamak amacıyla verilir. Vücutta savunma mekanizmasını uyararak, hastalık etkenini tanıyan ve bu etkenle karşılaşıldığında onu yakalayıp yok eden koruyucu maddelerin (antikorlar) oluşmasını sağlarlar. Bu şekilde aşılanan kişi aşılandığı hastalıklara karşı bağışık yani dirençli olur. Oluşan direnç genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz kılmak için savaşır.

 

Kaynak: Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü

https://asi.saglik.gov.tr/genel-bilgiler/34-a%C5%9F%C4%B1-nedir.html

59 total views, no views today

YENİ BAŞLANGIÇLAR…

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

Her yaşamın bir hikayesi vardır. Peki biz bu hikayenin neresindeyiz? Bizi tesadüflerle başlayan  hikayesine almak istemişti ve şimdi hep birlikte burdayız.

Bu hikayenin kahramanı çokça mutluluk getirmişti. Annesinin tedavi döneminde bir mucizeye sahip olacağını öğrenmesi onu havalara uçurmuştu. Heyecanlı bekleyiş başlamıştı ve hamilelik süreci rahat geçiyordu. Ta ki   28. haftasının  akşamında  hafif sancıları başlamıştı; fakat çok şiddetli olmamakla beraber erken olduğu için çok önemsememiştim demişti annesi.

Anneler hep güçlüdür tıpkı kahramanımızın annesi gibi sabaha kadar evde sancıları rahat bir şekilde karşılamış ve daha çok sıklaşmaya başlayınca hastaneye gitmeye karar vermişti.

Annesi anlatıyordu: ‘ Minik mucizemizin dayanamayıp geldiğini o anda anladık acil olarak doğuma alındık ve saat 16:35’te girdiğimiz normal doğumdan 16:45’te çıktık. Bebeğimiz 28. Haftasında 1390 gr olarak dünyaya gözlerini açtı. Bebeğimin olduğunu bile anlayamadan daha çok küçük olduğu için yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındı. İlk günler o kadar zordu ki anlatamam. Saat 13:00-14:00 arası görmek sadece bebeğime dokunmadan , kucağımıza alamadan , emzirmeden çok zordu. Vücudundaki bir sürü iğne ve oradaki makineler bizi çok korkutmuştu. Ama orada olması büyük bir şanstı aslında. Doktorumuz ve  hemşireler  çok iyi ilgileniyordu bebeğimizle. ‘

‘İlk hafta bebeğimiz kilo kaybetti. O hafta bizde de hep ağlamakla geçmişti.İkinci haftamıza kilo almasıyla başladık. O gün sevinirken bir yandan da içimizde korku o hafta çok önemli olup enfeksiyon kapmaması gerekiyormuş. Ama bizim kızımız güçlüydü. Bir gün hemşiremiz dokunabilirsiniz dedi ve ilk defa Anneler Günü’nde dokundum. En büyük hediye bu oldu bana. Artık kızım gün geçtikçe büyüyordu her gün dokunuyordum. Mucizemi  kucağıma alabileceğimi, emzirebileceğimi söylediklerinde havalara uçuyordum sanki. Kilosu her gün artıyordu 1465 gr olmuştu.  Her gün koşarak gittiğim yere sanki uçarak gidiyordum her gün kilosu biraz daha artıyor, her gün daha çok iyiye gidiyorduk. Dokunuş, bakış ve ilk temaslarımız bizim için umut, sevinç, mutluluğa dönüşmüştü.’

Umut kelimesi her insan için farklı bir anlam taşımakta. Onlar içinde öyleydi; zorlu bir süreçten geçtiler, en sonuna kadar inandılar ve güvendiler. Şimdi onları yaramazlıkların başladığı günler bekliyor…

Ailesinden izin alınmıştır.Değiştirilmesi ve izinsiz paylaşılması yasaktır.

 

305 total views, no views today

GEBELİKTE İŞ YAŞAMI NASIL OLMALIDIR?

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

Çalışan annelerin gebe kalmalarının bir yan etkisi bugüne kadar gösterilememiştir. Ancak bazı fiziksel olarak ağır işler preterm eylem, erken membran rüptürü, fetal gelişim bozuklukları ve gestasyonel hipertansiyon görülme olasılığını %20-60 oranında artırmaktadır.

Yapılan iş aşırı yorğunluğa neden olmamalıdır.Mesai saatleri süresince yeterli dinlenme süreleride sağlanmalıdır.Ayrıca uzun süreli ayakta kalmayı ya da oturmayı gerektiren işler, yorucu işler olarak kabul edilir.Bu durumda, pozisyon değişikliği planlanmalı ya da yorgunluğu azaltmak ve dolaşımı hızlandırmak için düzenli yürüme periyotları sağlamalıdır.

Çalışan annelerin gebelikleri giderek artmaktadır. Bu nedenle çalışan annelerin yasal hakları da düzenlenmiştir. Buna göre hamile bir çalışan kadın doğumuna 8 hafta kala (gebeliğin 32. Haftasında) isterse doğum öncesi iznine başlayabilmektedir. Eğer çalışmaya devam etmek isterse ve gerek kendi, gerekse çocuğunun da buna engel olacak bir sağlık problemi yoksa bu durum hekim raporu ile belgelenmek koşulu ile maksimum doğuma 3 hafta kalıncaya kadar (gebeliğin 37. Haftasına) çalışabilmektedir. Doğumdan sonra ise yasal olarak 8 hafta doğum sonrası izni bulunmaktadır. Eğer doğum öncesi iznini kullanmayıp çalışmasına devam etmişse bu süre doğum sonrası iznine eklenmektedir.

206 total views, no views today

GEBELİKTE TATİL, YOLCULUK ve ARAÇ KULLANIMI

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

Gebelik dönemi , tatil ya da başka bir nedenle yolculuğun kısıtlanmasını gerektiren bir dönem değildir.Ancak bazı noktalara dikkat edilmelidir:

Yolculuk esnasında yeme düzeni değişir ve gebe dengeli beslenemeyebilir.Ancak gebenin aç kalması , fetusunde aç kalması demektir.Bu nedenle öğün kaçırmamaya dikkat edilmelidir.

Yolculuk esnasında uzun süre oturur pozisyonda kalmak kan dolaşımını rahatlatır.Bu durum özellikle son tremesterda kramplar, yorgunluk ve bel ağrısına neden olabilir.Ayrıca gebelikte uzun süre oturmak venöz trmboz ve tromboflebit riskini attırır.Bu nedenle uzun süreli yolculuklarda ikişer saatlik aralıklarla kalkıp 5 dk dolaşmaya özen gösterilmelidir.

Gebelikte uçak yolculuğu basıncı yayarlanmış kabinlerde gerçekleştiği için güvenlidir.Seyahat öncesi, 28 haftasını bitirmiş olan yolculardan ‘uçakla seyehatında sakınca yoktur’ibaresinin yer aldığı bir doktor raporu istenmektedir

212 total views, no views today

GEBELİK DÖNEMİNDE EGZERSİZ

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

Gebelik döneminde yapılan düzenli egzersiz programı gebenin kendini daha sağlıklı ve iyi hissetmesine yardımcı olur.

Gebelikte Egzersizin Yararları Egzersizin potansiyel yararları şunlardır:

  • Dolaşım ve sindirim işlevlerini düzenler,
  • Annenin kilo kontrolünü sağlar,
  • Dayanıklılık ve kuvvetin artırılmasına yardımcı olur,
  • Doğum için gereken kas aktivitesini destekler,
  • Doğum sırasındaki olası sorunların azaltılmasını sağlar,
  • Doğumu kısaltmaya yönelik potansiyelin geliştirilmesine yardımcı olur,
  • Gebelik diyabeti (şeker) olasılığının önlenmesinde önemlidir,
  • Doğum sonrası iyileşmeyi hızlandırır.

Egzersizin sakıncalı olabileceği durumlar:

  • Kalp- damar, solunum, böbrek ve tiroid hastalıkları
  • Şeker hastalığı (kontrol edilemeyen tip1 diyabet)
  • Düşük, prematüre doğum (erken doğum), fetal büyüme geriliği (anne karnındaki bebekte büyüme geriliği) ve servikal yetmezlik (rahim ağzı yetmezliği) öyküsü
  • Hipertansiyon (yüksek tansiyon), vajinal kanama, fetal (bebek) hareketlerin azalması, anemi (kansızlık), makatla geliş, plasenta previa (bebe- ğin eşinin aşağıda olması) (American College of Obstetricians and Gynaecologists (ACOG) 2002).

Egzersiz Tipi (Aktivite Seçimi)

Şimdiye kadar yapılan çalışmalar gebelikte en güvenli egzersiz tipinin sabit bisiklet ve yüzme olduğunu göstermiştir.

1-Güvenli Aktiviteler

Yüzme: Özellikle su içinde yapılan egzersizler oldukça yararlıdır ve giderek daha fazla ilgi görmektedir. Suyun kaldırma kuvvetinin gebelikte vücut ağırlığındaki artışı maskelemesi, yaralanma riskinin su içinde minimal olması, karada yapılan egzersizlere oranla vücut ısısının dağıtımının daha kolay olması ve fetal hiperteminin (anne karnındaki bebeğin ısısının aşırı yükselmesi) önlenmesi gibi avantajlarından dolayı su içi egzersizleri kuvvetle savunulmaktadır. Ancak suyun sıcaklığının annenin deri sıcaklı- ğından önemli ölçüde düşük olması şarttır.

Yürüme : Gebelikte en çok tercih edilen aktivite (%43) yürümedir. Düzenli yürümenin annenin iyilik duygusunu arttırdığı ve fiziksel yakınmaları azalttığı ileri sürülmektedir. Bununla birlikte bebeğin doğum ağırlığını arttırdığı yolunda çalışma raporları da bulunmaktadır. Maksimum aerobik kapasitenin %55’inde, 20 dakika süreyle ve haftada üç ile beş kez yapılan bir yürüme programının doğum ağırlığı ve plasenta ağırlığını anlamlı ölçü- de arttırdığı, diğer parametreleri ise etkilemediği Clapp tarafından bildirilmiştir.

Pilates veya yoga (gebeliğe uyarlanmış): Bu programlar esneklik, solunum kontrolü ve gevşeme gibi, fiziksel uygunluğun aerobik özellik taşı- mayan elemanlarından oluşmaktadır.

Egzersize Ne Zaman Son Verilmeli?

Aşağıdaki sorunlarla karşılaşan tüm kadınlar egzersize derhal son verip doktorlarına başvurmalıdırlar:

  • Abdominal (karın) ve pubik (kasık) ağrı, sırt ağrısı
  • Vajinal kanama
  • Nefes darlığı, baş dönmesi, baygınlık, çarpıntı veya taşikardi (kalp hızının aşırı yükselmesi)
  • Yürüme güçlüğü Kadınların çoğu gebelikte kilo aldıkça, yoruldukça ve daha çabuk nefes nefese kaldıkça doğal olarak egzersiz miktarını azaltırlar.

ÖNERİLER

  • Egzersizler sırasında nefes tutmayın.
  • Dengenizi sağladıktan sonra hareketi yapın.
  • Her harekette ıkınmadan kaçının.

 

  1. Akbayrak T. Kaya S. , Gebelik ve Egzersiz, Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü, ANKARA-2008
  2. C. Sağlık Bakanlığı İstanbul il Sağlık Müdürlüğü,Gebelikte Bakım Rehberi
  3. TAŞKIN L. Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği, ANKARA-2012
  4. DEMİRCİ H. Normal Gebelik Ders Notları, MANİSA-2013

248 total views, no views today

HER YENİ GÜN BİR UMUT…

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

 

Her doğan günle aydınlanır bütün umutlar.Sevinçler, üzüntüler, heyecanlar, mutluluklar…

5 Aralık benim için herşeyden habersiz zaman akarken hüzün ve üzüntü getirirken; şimdi yaşam hikayesini sizinle paylaşacağım minik kahramanımız ve onu bekleyenler için şaşkınlık, sevinçle gelmişti. Annesine kavuşmak için biraz sabırsızlanmıştı belli ki minik kahramanımız. 27 hafta 5 günlük dünyaya gözlerini açmıştı ve artık yaşam savaşı başlamıştı. Evet o çok güçlü bir savaşçıydı. 1400 gramdı doğduğunda. Annesinin yediği ekmekler ve yumurtalar sayesinde 🙂

Anne ve babası hamilelik haberini alınca çok mutlu olmuşlardı.Heyecanlı bekleyiş başlamıştı ikisi içinde. Annesinin merak ettiği duygular vardı: ‘Hamileliğimin  başından beri  hep merak ettim ne zaman midem bulanacak, ne zaman aşereceğim diye. Hiç aşermedim, bu duyguyu hep merak ettim açıkçası. Hamileliğim çok rahat geçti , kendimi hamile gibi hissetmiyordum. Gayet rahat her işimi yapabiliyordum. Bir insan tek seferinde kaç duyguyu aynı anda  yaşayabilir ki? Aklımda bir sürü sorular ; acaba sağlıklı mı cinsiyeti ne, ne zaman kavuşacağım vs…’

Dördüncü aya gelmiştik. Artık daha da iştahı artmıştı annesinin. Ultrasonda görme vaktiydi. Haftasına göre iki hafta önde gidiyordu kilosu gelişimi. Bunun onun için en büyük şansı olacağından habersizdi savaşçımız. Günler geçiyordu yavaş yavaş sabırsız kahramanımız sinyaller vermeye başlamıştı annesine. Annesi anlatıyordu:’Birgün evde otururken belimde ve karnımda ufak ufak ağrılar başlamıştı. Eşim acile gitmemizi istedi ama ben kötü  birşey olduğunu düşünmediğim için gitmek istemedim. İki gün evde ufak ufak ağrılarım olunca doktoruma gittim ve bana erken doğumun olabileceğini söyledi, sancılarım başlamıştı.O an dünya başıma yıkıldı.Çünkü bebeğim daha çok küçüktü tam 27 haftalık.Erken doğum riskine karşı hastanede yatışım yapıldı. Bebeğim küçük olduğu için doğumu ertelemek ve sancıları kesecek ilaçlar verdiler. Bu arada ağrılarım çok arttı, yatakta sancıdan kıvranmaya başladım. Ağrı kesiciler ve ilaçlar en yüksek dozda verilmeye başlandı. Ağrılarım artık çekilmez hale gelmişti. Ben o ağrıları çekmeye razıydım en azından doğumu bir ay daha erteleyebilirsek eğer bebeğin yaşama şansının artacağını düşünüyorduk. 5 gün doğumu erteleyebildik. Sabırsız bebeğim 27 hafta 5 günlük iken dünyaya geldi. Bebeğim küvöz ile başka bir hastanenin yoğun bakımına alındı.Taburcu olduğum gibi bebeğimi görmeye gittim. Doktorumuz güçlü bir bebek olduğunu söylemişti’.

Artık özverili bir bakımın gerekeceği günler başlamıştı bizim için. Günler geçiyordu kimi gün üzülüyor kimi seviniyorduk savaşçımız hızla büyüyordu. Bütün kontrolleri yapılıyordu.Artık kilo alması ve taburcu olacağı günü beklemesi gerekiyordu.

‘Şükürler olsun ki bebeğimin herhangi bir sağlık problemi yok, bebeğimize kavuşmak için kilosunun 2000 gr bulmasını bekliyoruz. Benim küçük meleğim hiç beklemediğimiz bir anda dünyaya geldi. Her gün saat birde bebeğimi koşarak görmeye gidiyorum,onunla konuşuyorum. Bebeğimi görmeye gidince ilk bebeğime sonra kilosunun yazılı olduğu tahtaya bakıyorum. Kilo aldığını görünce çok mutlu oluyorum’ .

 

 

Ailesinden izin alınmıştır.Değiştirilmesi ve izinsiz paylaşılması yasaktır. Müzik: Evgeny Grinko

366 total views, no views today

KALP SIZIM ”ANNEM”

Posted Yorum yapınGenel içinde yayınlandı

 

Önce gönül hüzünlenir sonra gözden yaş akarmış…Gözlerinizde yaşlarla dolaşsanız da sokaklarda;  çıkmaz sokaktasınız. Geriye dönüp baktığınızda sevinçler, hüzünler, keşkeler, yaşanamamışlıklar…

Ne kadar saklasam da hislerimi sadece kendim bilirim acımı. Saatler, günler, haftalar, yıllar geçse de acı hep aynı acı olarak kalacak. Biraz alışmışlık hissi, biraz hayat gailesi… Yaşanacak ne çok şey vardı halbuki. Hergün konuştuğumuz günler de yok artık. Bilerek sinirlendirdiğim günler, gülmekten gözümüzden yaşların aktığı o günler, kendimizce kurduğumuz hayaller… Sen bizim en kıymetlimiz, en değerlimizdin. Her zaman bizim için çabaladın kendinden vazgeçtin. Şimdi sensiz kaldık.

Ölüm kime  yakışmıştı ki?  Sana nasıl yakışsın. Çok erken değil miydi daha erken değil miydi?

277 total views, no views today

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.